GÖKÇE KÜÇÜK/FİRDEVS YÜKSEL
- Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı İbrahim Erden, Antalya'da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'nda (COP31) Türkiye'nin rüzgar enerjisi sanayisindeki gücünü dünya kamuoyuna tanıtmayı amaçladıklarını ifade ederek, yerli üretim kapasitesi, teknolojik birikim ve yatırım olanaklarını küresel sektör temsilcilerine sunmak için geniş kapsamlı bir program üzerinde çalıştıklarını açıkladı.
Erden, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye'nin rüzgar enerjisinde geldiği noktayı, yerli sanayideki ilerlemeyi, 2035 ve 2040 dönemlerine ilişkin enerji hedeflerini ve COP31 için yürütülen hazırlıkları anlattı. Türkiye'nin artık rüzgar enerjisinde sadece kurulu güçteki yükselişle gündeme gelen bir ülke olmadığını vurgulayan Erden, güçlenen üretim altyapısı ve sanayi kapasitesinin ülkeyi Avrupa'nın önde gelen rüzgar pazarları arasına taşıdığını kaydetti.
Erden, Türkiye'de mekanik rüzgar kurulu gücünün 16 bin megavatı geçtiğini, elektriksel kurulu gücün ise 15 bin 500 megavat düzeyine geldiğini belirterek, 2025'te gerçekleştirilen yaklaşık 2 bin megavatlık yeni kurulum sayesinde ülkenin Avrupa'da Almanya'dan sonra en yüksek rüzgar kapasitesini işletmeye alan ikinci ülke konumuna ulaştığını bildirdi.
Ocak-ağustos döneminde sisteme 660 megavat elektriksel ve 700 megavatın üzerinde mekanik kurulu güç kazandırıldığını aktaran Erden, yıl sonuna gelindiğinde bir önceki yılın kurulum performansının üzerine çıkılmasının mümkün olduğunu ifade etti. Rüzgar enerjisinde Türkiye'nin kaydettiği büyümenin yerli ekipman imalatını da ileri taşıdığını vurgulayan Erden, ülkede faaliyetlerini sürdüren 5 kule üretim tesisi ve 2 kanat fabrikasının yanı sıra çeşitli jeneratör, motor, trafo ve türbin bileşeni üreticileri bulunduğunu söyledi.
COP31, uluslararası rüzgar diplomasisi ve yatırım görüşmelerine sahne olacak Erden, ev sahipliğini ve başkanlığını Türkiye'nin üstleneceği COP31'in, rüzgar enerjisi sanayisindeki gücün dünyaya duyurulması ve yeni işbirliklerinin kurulması bakımından önemli bir olanak sağladığını belirtti. TÜREB bünyesinde ulusal ve uluslararası paydaşlarla birlikte geniş kapsamlı hazırlıklar yaptıklarını anlatan Erden, zirvede rüzgar enerjisinin üretim, teknoloji ve sanayi yönlerinin değerlendirileceği farklı etkinlikler düzenlemeyi planladıklarını aktardı.
Erden, diplomatik görüşmelerin gerçekleştirildiği COP31 Mavi Bölgesi'nde uluslararası ortaklarla birlikte rüzgar enerjisi temalı oturumlar yapmayı öngördüklerini ifade ederek, Yeşil Bölge'de de Türkiye'nin rüzgar potansiyeliyle sanayi kapasitesini anlatan özel bir eğitim ve teknoloji alanı kurmayı amaçladıklarını bildirdi.
Erden, planlarını şu sözlerle anlattı: "Çok üst düzey uluslararası ve yerli misafirlerimizin katılacağı iki özel etkinlik planlıyoruz. Birinde yaklaşık 10 ülkenin enerji ve iklim bakanının Enerji Bakanımız ile bir araya gelmesini, diğerinde rüzgar enerjisi alanındaki global teknoloji, imalat ve yatırım şirketlerinin liderlerini bir araya getirmeyi hedefliyoruz." Türkiye'nin rüzgar enerjisi hedeflerinde 2040 için büyüme öngörüsü Erden, Türkiye'nin enerji vizyonunun, yeni üretim yatırımlarıyla sınırlı kalmayıp şebeke altyapısını ve elektrik tüketimini de içine alacak biçimde genişlediğini söyleyerek, bu dönüşümde temel kaynakları rüzgar ve güneş enerjisinin oluşturacağını belirtti.
Türkiye'nin 2035 yılına ilişkin toplam 120 bin megavatlık rüzgar ve güneş kurulu güç hedefinde rüzgarın payının yaklaşık yüzde 40 olduğuna dikkati çeken Erden, bu oranın 43 bin megavat karasal ve 5 bin megavat deniz üstü kapasitesiyle toplamda 48 bin megavatlık rüzgar gücü anlamına geldiğini ifade etti. Uluslararası gelişmelerin etkisiyle son yıllarda enerji arz güvenliğinin öneminin daha da arttığını kaydeden Erden, yenilenebilir enerjinin artık sadece iklim değişikliğiyle mücadele çerçevesinde ele alınmadığını, ülkelerin enerji bağımsızlığı ve arz güvenliği bakımından da değerlendirildiğini aktardı.
Erden, beklentisini "Önümüzdeki yıllarda 2040 hedeflerinin 120 gigavatın üzerine, belki 140, belki 160 gigavat seviyesine çıkmasını bekliyoruz." sözleriyle dile getirdi. COP31'de uygulama odaklı enerji hedefleri ön planda olacak COP31 çerçevesinde gündeme taşınan "35'te 35" girişiminin uluslararası enerji dönüşümü bakımından taşıdığı öneme işaret eden Erden, her ülkenin yenilenebilir enerji potansiyelinin farklı olduğunu belirterek, bu doğrultuda dünya genelinde ortak ve erişilebilir hedeflerin benimsenmesinin önemli olduğunu vurguladı.
Türkiye'nin 2040 dönemine ilişkin ulusal enerji hedeflerinin COP31 esnasında ya da konferanstan önce kamuoyuyla paylaşılmasını beklediklerini aktaran Erden, üretim kapasitesi, elektrik şebekeleri ve tüketim alanına yönelik planların enerji piyasasının gelişimine yön vereceğini söyledi. Erden, Türkiye'nin COP31'de dünyaya öncelikli olarak yenilenebilir enerji alanına en fazla odaklanan ve bu alanda yoğun çalışma yürüten ülkeler arasında bulunduğu mesajını vereceğini belirterek, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: "Bu çerçevede '35'te 35' hedefi, ulusal hedeflerin gözden geçirilip açıklanması ve uygulamaya dönük bir COP gerçekleştirmek gibi çeşitli hedefleri var."